Allerjik Hastalıklar

Prof. Dr. Nihat Sapan | 27.08.26

Küresel ısınma ve iklim değişikliği, alerjik hastalıklar ve astım açısından çocukları giderek artan bir sağlık riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Artan sıcaklıklar ve atmosferdeki karbondioksit düzeyleri, bitkilerin daha fazla polen üretmesine ve polen mevsiminin daha erken başlayıp daha uzun sürmesine neden olabilmektedir. Bunun sonucunda alerjik rinit ve polene bağlı astımı olan çocuklarda burun tıkanıklığı, göz kaşıntısı, öksürük ve hışıltı gibi belirtiler daha sık ve uzun süreli görülebilir. Ayrıca iklim değişikliğinin neden olduğu yeni bitki türlerinin yayılması, çocukların daha önce karşılaşmadıkları alerjenlere maruziyetini de artırabilir.

Biyolojik açıdan iklim değişikliği hava kirliliği ile birleşerek solunum yollarında oksidatif stres ve inflamasyonu artırır. Yüksek sıcaklıklar, yer seviyesinde ozon oluşumunu artırırken; kuraklık, toz taşınımı ve orman yangınları özellikle ince partikül madde olan PM2.5 düzeylerinin yükselmesine yol açabilir. Bu kirleticiler solunum yolu epitel bariyerini bozarak IL-25, IL-33 ve TSLP gibi epitel kaynaklı alarminlerin salınımını artırabilir ve Tip 2 inflamasyonu güçlendirebilir. Böylece bronş hiperreaktivitesi ve alerjenlere duyarlılık artarak astım atakları daha sık ve daha ağır hale gelebilir.

Çevre mühendisliği ve halk sağlığı açısından iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için sera gazı emisyonlarının ve trafik kaynaklı hava kirliliğinin azaltılması büyük önem taşımaktadır. Astımlı ve alerjik çocukların yüksek polen, hava kirliliği ve orman yangını dumanı bulunan günlerde dış ortam maruziyetinin azaltılması, hava kalitesinin yakından takip edilmesi ve düzenli astım tedavisinin sürdürülmesi önerilir. İklim değişikliğiyle mücadele yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda çocuklarda alerjik hastalıkların ve astımın gelecekteki yükünü azaltmak için önemli bir koruyucu sağlık stratejisidir.